FRIEDRICH KLEINHAPL – ANDREAS WOYKE (KONSERİ) SÖYLEŞİ

Kleınhalp-Woyke.jpg

AKOB SEYİR DEFTERİ / Ocak’2010
22 OCAK 2010 MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ
FRIEDRICH KLEINHAPL ( Çello) / ANDREAS WOYKE ( Piyano) KONSERİ

Bir Avrupa Birliği Projesi olan “Cultural Bridges-YOLLARDA*” kapsamında kentimizde etkinlikler önerildiğinde, AKOB olarak hemen ev sahipliği yapabilmek için öne çıktık. Proje’nin Türkiye ayağını İstanbul Goethe Institut oluşturmaktaydı. Proje kapsamında Mersin etkinlikleri, AKOB ev sahipliğinde, 19 – 22 Ocak tarihleri arasında gerçekleşti. Yazarlar; Dimitré Dinev ve Renate Welsh Mersin Ticaret ve Sanayi Odası salonunda, çeşitli okullarda ve İçel Sanat Kulübünde kendi kitaplarından pasajlar okudular ve çevirmenleri anında tercüme ettiler. Söyleşiler soru – cevap şeklinde, gerek öğrenciler gerekse yazarlar için interaktif bir sohbet havasında devam etti.
Etkinliklerin 22 Ocak akşamı ise AKOB yılın ilk konseri için, Çellist Friedrich Kleinhapl ve Piyanist Andres Woyke konseri ile Mersinli müzikseverlerin karşısına çıktı. Uzun yıllar unutulmayacak bir geceye imza atıldı o gece. Salon Mersinli müzikseverler ile tamamen doluydu. Güzel seçilmiş bir repertuvar ve sanatçıların unutulmaz performansları muhteşem bir “Astor Piazzola- Le Grand Tango” bis’i ile sonlandığında salon alkışlardan yıkılıyordu. Konser sonrasında her iki sanatçı ile yaptığımız görüşmeleri aşağıda sizlere sunuyoruz.
* www.goethe.de/yollarda

FRIEDRICH KLEINHAPL www.kleinhapl.com
Söyleşi ve çeviri : İhsan Toksöz

Bay Kleinhapl, Ocak ayında, Cultural Bridges / On the Roads (Kültür Köprüleri / Yollarda) Avrupa Birliği Projesi kapsamında, AKOB’ un ev sahipliğinde, Mersin Kültür Merkezinde piyanist Andreas Woyke ile bir konser verdiniz. Genelde güzel sanatların ve de özelde müziğin ülkeler arasında kültür köprüleri kurulmasındaki rolü sizce nedir bizlere söyleyebilir misiniz?
Genelde sanatın ve özelde müziğin insan yaşamının ve toplumlarının yapı taşlarından olduğu inancındayım. Öte yandan, dil ve kültür farklılıklarına rağmen müziğin herkes tarafından anlaşılabilir bir lisan olduğunu düşünüyorum. Çeşitli araştırmalara göre müzik dünyanın her yerinde ayni duyguları çağrıştırmaktadır. Diğer taraftan müziğin verdiği mesaj, bilincin mantıksal yanının ötesinde direk olarak bilinçaltındaki hislere taşınmaktadır. Böylelikle müzik, değişik kültürler, politik gruplar ve dinler arasında köprüler kurma gücüne sahiptir.

Frıedrıch Kleınhapl1743 yapımı nadir bir “Giovanni Battista Guadagnini” çellonuz var. Böyle muhteşem bir çalgıya sahip olmakla kendinizi kutsanmış bir sanatçı olarak düşündüğünüz oluyor mu?
Cevabım kesinlikle “evet.”
Guadagnini’yi ilk çaldığımda hayatımda ilk defa elimde gerçek bir çello tuttuğumu hissettim. Onunla çalmak ayrıcalığına sahip olmak gerçekten muhteşem. Sanki bir ruhu ve kuvvetli bir kişiliği var. Renk zenginliği, güçlü, inanılmaz parlak ve sıcak sesi harikulade.

Çok seyahat ediyorsunuz. Her yolculuktan sonra sahneye çıkmak çok yorucu olmalı. Konserden önce, sahnede ve konserden sonra sizi en çok ne rahatsız eder?
Gerçekten bazen yolculuklar çok yorucu oluyor. Örneğin bir kere Montreal’den Washington’a, Miami aktarmalı karmaşık bir uçuşum oldu. Akşam konser verdikten sonra gece saat ikide kalktık ve tüm gün akşam saat altıya kadar süren bir seyahatten sonra gene konser! Her şey iyi organize edilmişse ve organizatör sizi rahat ettirebilirse çoğunlukla sorun olmaz. Ama eğer işler planlandığı gibi gitmezse, sizi karşılayacak kişi orada olmazsa, konser öncesi pratik yapma imkânınız olmaz. Prova zamanları kayar veya çok gecikir vb.
Sahnede iken ise en önemlisi müzisyenle dinleyicinin arasındaki enerjidir. Pek tabii ki çalan telefonlar ve başka tür gürültüler çok rahatsız edici olabilir, fakat neticede bu canlı bir performanstır!
Konser sonrasında ise gevşemek ve rahatlamak için zaman ayırmayı severim. Güzel konserler sonrasında yalnız akşam yemeklerini sevmem. Neyse ki ayni zamanda yönetmenliğimi yapan kız arkadaşım Heidrun Maya çoğunlukla yanımdadır.

Ünlü Avusturyalı piyanist ve besteci Friedrich Gulda’nın en çok aranan yorumcularından birisiniz. Konserlerinizde ondan bir parça çalmak bir çeşit hürmet ve onurlandırma mıdır?
Her ne kadar önemli bir parça değilse de, Gulda’nın konçertosunu beğeniyorum çünkü insanda harikulade neşeli hisler uyandıran bir parça. Geçenlerde Karakas’ta meşhur Simon Bolivar Gençlik Orkestrası ile çaldığımda son notanın bitişi ile sanki önceden sözleşmişler gibi tüm orkestra ve dinleyiciler coşku içinde ayni anda ayağa fırladılar. İşte bu müziğin kültür köprüleri oluşturduğunun bir göstergesidir.

Piyanist Andreas Woyke ile son derece uyumlu çalışınız dinleyicileri mest etti. Sanki tek bir ses gibi olabilmeyi nasıl tanımlarsınız?
Andreas inanılmaz bir ortak ve piyanist. Kendisi ile 2003 yılından beri çalışıyoruz ve bu 7 yıl içinde birçok konserimiz oldu ve birlikte 5 CD yaptık. Gerçekten yekvücut olduk. Öyle ki, aramızda herhangi bir işaret ve göz temasına ihtiyacımız olmaz. Sadece birbirimizi hissederiz. Bu durum sahnede klasik müziği yorumlama imkânı verir. Yani, ortağınızın tüm düşündüklerinizi kavrayıp geliştirebilme yeteneğini bilmek, kendiliğinden gelen, tam yaratıcılıkla çalışınızı mümkün kılar.

Çok teşekkür ederiz Bay Kleinhapl. Sizlerle gelecekte tekrar birlikte olmak bizi mutlu edecektir.
Bu söyleşi için ben çok teşekkür ederim. Tekrar Mersin’de çalabilmek beni çok memnun edecektir. Derginize selamlar.

ANDREAS WOYKE www.andreas-woyke.com
Söyleşi ve çeviri : İhsan Toksöz

Bay Woyke, siz bir besteci, doğaçlamacı ve caz müzisyenisiniz. Çellist Friedrich Kleinhapl ile 2003 yılından beri birlikte çalıyor ve kayıtlar yapıyorsunuz. Sahnedeki uyumlu çalışınız insana adeta ikiz ruhlara sahip olduğunuz duygusunu veriyor. Bunun sırrı nedir?
Bunun en iyi cevabı sanırım sorunuzun içinde saklı! Bu bir ortak ruh hali! Müziği hissetme ve araştırma ortak yolu. 21.yüzyılda klasik müziği yaygın bir yorumlama tavrı. Kendi bestelerimi çalmanın ve caz müziği yapmanın yanı sıra ben rock, pop, ethno, trans ve hatta techno vb. tüm müzik türlerini dinlerim. Bunlar benim klasik müziğe yaklaşımımda bazen daha değişik ve modern yaklaşımlarda bulunmamı sağlıyor. Bu yaklaşımı paylaşan ve müzik performanslarında maksimum yoğunluk arayışında olan, bana yeni ve ilginç görüşlerle esin veren bir düo ortağı olarak Friedrich gibi bir müzisyen bulabilmek harikulade…

Kleinhapl-Woyke Duo Photo1Solo piyano ve çellist Friedrich Kleinhapl ile düo olarak birçok kayıtlarınız var. Yoğun bir konser programınız oluyor. Müzik yaşamınızı dolduruyor. Kendinize zaman ayırabildiğinizde zamanınızı nasıl değerlendiririrsiniz? Yukarıdaki yanıtınızdan anladığımıza göre her çeşit müziği dinlemektesiniz. Bunun dışında ilgilendiğiniz konular ve hobileriniz var mı?
Klasik müzikle büyüdüm ve TV ve radyodan mümkün olduğunca esinlendim. Sonraları, yukarıda da bahsettiğim gibi, beynimi her müzik türüne açma arzusu duydum. (Müziğin hayatımı doldurduğu konusunda) sizinle tamamen ayni fikirdeyim. Hatta bir adım ileriye giderek diyebilirim ki; müzik sadece hayatımı doldurmuyor. Müzik hayattır. Müzik aşktır. Müzik duygularımın özüdür. Hiçbir şey piyano başında oturup doğaçlama yapmaktan – ki sonu bestelerime giden yola çıkar, tatmin edici olamaz. Bununla birlikte diğer ilgi alanlarım da var. Görsel sanatlarla ilgiliyim. Fotoğraf çekmenin yanı sıra grafik ve dizayn ilgi duyduğum alanlar…Seyahat etmeyi severim. Coğrafya ve yabancı ülkelerin politik yaşamı ile ilgilenirim. Bazen şiir yazarım. Arkadaşlara takılmak ve müzik, yaşam ve dünya halında konuşmaktan hoşlanırım.

Başka müzisyenlerin konserine gittiğinizde – arkadaşınız olsun olmasın, Neyi gözlersiniz, duyarsınız ve dikkat edersiniz? Eleştirel olmadan bir başkasının müziğini dinlemek zor mudur sizin için? Bir müzisyen kulağına sahip olduğunuz ve iyi bir müzik bilginiz olduğundan bu istemeyerek yapılan bir davranış mıdır?
20 yıl kadar önceki müzik çalışmalarımda, özellikle kendi çalıştığım parçaları öznellikle (subjektif olarak) dinlerdim ve diğer her yorum bana kendi yorumum kadar ikna edici gelmezdi. Zamanla daha esnek bir dinleyici olmaya, meslekdaşlarımın, arkadaşlarımın ve hatta benim yaklaşımım dışındaki öğrencilerimin müziklerini zevkle dinlemeyi öğrendim. Örneğin: Bir Beethoven Sonatı iki yorumcu ya da topluluk tarafından tamamen farklı bir parça olarak çalınabilir. Eğer onu tamamen değişik bir parça olarak dinleme yetisine sahipseniz – bir caz yada pop şarkısının “cover version” larında olduğu gibi, sizin beste hakkındaki kişisel beklentileriniz ile uyuşmasa da, bir yorumu beğenebilirsiniz. Benim için bir icranın iyi ya da kötü olmasının tek ölçüsü beni hislendirmesi ve etkilemesine bağlıdır.

Sizi bir konserinizde dinleyen herhangi bir müzisyen dostunuz ile konser sonrası fikir alışverişinde bulunur musunuz? Şayet siz kendi performansınızdan memnun değilseniz ve arkadaşlarınız öylesine çalışınızı överlerse nasıl davranırsınız?
Arkadaşlarla müzik konuşmak daima esin vericidir. Zamanla kendi performansınızın muhtemelen %100 tatmin edici olamayacağını öğreniyorsunuz. Eğer istediğimin %80 – %90 ulaşabilirsem bu beni memnun eder. Çoğunlukla, ben tatmin edici bulsam da performansımın dinleyici üzerinde yarattığı etkidir ilginç olan. Dinleyiciden gelecek en büyük kompliman benim diğer müzisyenlerden beklentilerimle aynidir.Yani, onları duygulandırdığımı ve başka dünyalara götürdüğümü hissetmek.

Müziğin değişik ülke insanlarını bir araya getirmek ve problemleri çözmek için bir araç olarak kullanılabileceğini düşünüyor musunuz?
İlkin, müziğin dünyadaki diğer tüm dillerden güçlü bir dil olduğunu düşünüyorum. İnsanların konuşmadan birbirlerini tanımalarını sağlar.
Bir bakıma, müzik insanları bir araya toplayarak politik uyuşmazlıkları pozitif olarak etkileyebilir. Daniel Barenboim’in “Batı-Doğu Divan Orkestrası” bunun en iyi örneklerinden birisidir. (Bu orkestrada) değişik politik görüşlere ve dinlere sahip insanlar birlikte çalıyorlar, prova aralarında konuşuyorlar ve bazen sertçe tartışıyorlar. Ama sonuçta onları bir araya getiren müziktir.
Eğer insanlar bir müzik parçasının içine girerek dinlerler, beyinlerini ve kalplerini bu şiddetli duygusal deneyim için açarlarsa, ben kuvvetle inanıyorum ki, çetin ekonomik düşüncelerin dünyaya egemen olması azalacak ve daha kutsal ve tam saygın bir vücut, bilinç ve ruh birlikteliği hakim olacaktır.

Teşekkür ederiz Bay Woyke. İleride tekrar görüşebilmek umuduyla.

FROM AKOB’s LOG BOOK / January’2010
22 JANUARY 2010 MERSIN CULTURE CENTER

FRIEDRICH KLEINHAPL (Cello) / ANDREAS WOYKE (Piano ) DUO

Since 2003, cellist Friedrich Kleinhapl and pianist Andreas Woyke have been collaborating as Duo-partners.
The duo is performing all over the world and a number of CD recordings have been published with the German label ARS Produktion. Their recordings of ;
Dimitri Schostakowitsch Sonatas has got the Pasticcio Preis of the ORF, Vienna,
Rachmaninov and Franck Sonatas recieved the Supersonic Award.
Beethoven Sonatas, has been honored with the Excellentia Award and received a number of fantastic press reviews..

FRIEDRICH KLEINHAPL www.kleinhapl.com
Interview by Ihsan Toksoz

Mr. Kleinhapl, during last January, you performed with pianist Andreas Woyke at the Mersin Culture Center within the context of European Union funded “Cultural Bridges / On the Roads” project as guests of AKOB. Would you tell us what the role of “Arts” in general and “Music” in particular could be, to build up cultural bridges among nations?

I am deeply convinced that arts in general and particularly music are fundamentals of human life and human societies. And I am also absolutely convinced that music is something like an absolute language comprehensible to everybody, regardless of languages or cultures. Actually there are different researches which prove that music evokes the same emotions everywhere in the world. And on the other side, music conveys its’ message through the rational parts of our concious directly to our emotions and our subconcious. So it has a singular power to build bridges between different cultures, political groups or religions.

You have a rare 1743, Giovanni Battista Guadagnini cello. Do you think that you are a blessed performer to have such a magnificient instrument?
The answer is absolutely “yes”. When I played the first time on this Guadagnini Instrument, I had the feeling of holding for the first time in my life a real cello. It is amazing to have the opportunity to play it. It seems to have a soul and real strong personality. Its’ richness of colour, power and incredibly brilliant and warm sound is awesome.

You travel a lot. It would be very tiring to perform right after a long journey. What disturbs you most, prior to the concert, on the stage and thereafter?
It is true. Sometimes travels are very exhausting.
We had, for instance, a very complicated flight from Montreal to Washington via Miami. So after a concert in the evening we had to get up at 2 am and travel until 6 pm and then to perform a concert. If everything is organized well and if the organizer really takes care of us, it is mostly OK. Of course it is tiring, if things don´t happen as they have been planned; somebody who should pick you up is not there, you have no chance to practise, rehersals are changed or very much delayed and so on.
On stage, the most important thing is the energy between musicians and audience. Of course many things can be irritating as ringing phones or any other kind of noice – but that´s live.
After the concert, I love to have time to chill out. What I don´t like are lonely dinners after wonderful concerts. Thank God my girlfriend Heidrun Maya – who runs my management, is around me most of the time.

You are one of the much sought after performer to play the compositions of the famous Austrian pianist/composer Friedrich Gulda. Is it a tribute to often play a Gulda piece in your concerts?
Although the piece is not very substantial, I really appreciate the Gulda Concerto because it evokes a wonderful cheerfullness. Recently, I played it in Caracas with the famous Simon Bolivar Youth Orchestra. At the end, right after the last tone faded out, the whole orchestra and excited audience jumped to their feet simultaneously with great exultation as if it had been decided in advance. It was an experience proving that music creates a wonderful athmosphere – that´s really building bridges.

Your extremely harmonious playing with pianist Andreas Woyke captured the audience. How do you describe being as if one voice?
Andreas is a fantastic partner and pianist and we have been working together since 2003. During these 7 years we travelled and performed a lot and recorded 5 CDs. We really coalesced. So, we mostly don´t need any cues or visual contact. We just feel each other. This situation lets us improvise classical music on stage. That means it is possible to play very spontanuously, with full creativity knowing that your partner is able to pick up your thoughts and to develop them.

Thank you. Mr. Kleinhapl, we would be very happy to have you with us again in near future.
Thank you very much for this interview. It would be a pleasure also for me to play again in Mersin. Best regards for your magazine.

ANDREAS WOYKE www.andreas-woyke.com
Interview by Ihsan Toksoz

Mr. Woyke, you are a composer, improviser and jazz performer. You have been performing and recording with cellist Friedrich Kleinhapl since 2003. Your tuneful playing on stage makes one believe that you two are twin spirits. What is the essence of it?
I guess you have given already the best answer inside your question – it is about a common spirit, a common way of feeling and exploring music, a common attitude towards the way of interpreting classical music in our 21st century. My activities performing my own compositions as well as jazz music and listening to all kinds of styles like rock, pop, ethno, house, trance and even techno, sometimes help me to find a different, modern approach to classical music. It is fantastic having found a musician like Friedrich as duo partner sharing this attitude, mutually searching for maximum intensity in musical performance and inspiring me with new interesting approaches!

You have recordings of your solo performances and duo playing with Mr. Kleinhapl. You have a tight concert schedule. Music fills your life. When you can spare some time for yourself, how do you spend your leisure time? I gather from your above answer that you listen to all sorts of music. What other interests/hobbies do you have?
I grew up with classical music and I almost inhaled everything I could catch from the TV and radio. Later I felt more and more desire to open my mind towards other styles as well, as mentioned above. I absolutely agree with you and I would even go a step further: Music does not only fill my life, it IS life, it is love, it is the essence of my feelings. And there is hardly anything as fulfilling as just sitting at the piano and improvising – what is ultimately laying the path for my compositions. However, there are other interests as well. I am a very visual person as well and I like photographing doing graphics and design. I like to travel and I am interested in geography and politics of foreign countries. From time to time I write poems. And I love to hang out with good friends and talk about music, life and the world.

When you attend to a concert of other musician/s – whether friends or not, what do you observe, hear and notice? Is it difficult for a musician to listen to the music of others without being critical? Is this done unintentionally because you have a musician’s ear and good knowledge of music?
During my music studies twenty years ago, I used to listen to music, especially works that I studied myself, in a very subjective way and interpretation of others would not induce me to the degree of own one. In time I learnt to become more flexible as a listener, to enjoy performances of colleagues, friends and even by my own students deviating from my approach.
For example: a Beethoven Sonata can be a completely different piece played by two different performer or ensembles and if you are able to hear it as a different piece – comparable to a so called cover version of a jazz or pop song – you can enjoy a performance that does not go along with your own imagination about the composition. The only criteria for me to say a performance is good or bad is whether I could be touched and moved by it or not.

If any musician friend of yours listens to your music at a concert, do you exchange views after the concert? If you are not satisfied with your performance and your friends praise your playing just to be polite, what would be your response?
Of course it is always inspiring to talk about music with friends. In time I have learnt that I will probably never be 100% satisfied with my own performance but nevertheless I can feel happy if I reach 80 or 90% of what I want. Mostly I know myself what was more or less satisfying – but the effect my or our performance has on the audience can be again and again very interesting. The biggest compliment I can get from the audience is the same as my own expectation from other musicians’ performances: That I touched them and led them into another world.

Do you beieve that music can be used as a device to bring people of different nations together to solve problems?
Firstly, I believe that music is a language that is stronger than all spoken languages of the world. It helps people to understand each other without talking.
In another way, music can gather people and influence political conflicts in a positive way. Daniel Barenboim’s West Eastern Divan Orchestra is one of the best examples for this. People of countries with different political and religious views are playing together and use the time between rehearsals to talk and sometimes have exciting discussions. But ultimately what is gathering them is music.
I strongly, believe that if people would penetrate into the music they listen to and open their minds and hearts, the world would be less dominated by challenging economic thoughts and a more sacred and completely respectful integration of body, concious and spirit would be achieved.

Thank you very much Mr. Woyke, we look forward to meeting you again in future.

scroll to top