VLADİMİR LUNGU

Vladimir-Lungu-3.jpg

Söyleşi: F. Hakan Gürkan
Mersin’imizin çok değerli şefi sevgili maestro, Türkçe’mizi o kadar kısa zamanda ayrıntılı ve güzel öğrendiniz ki sizinle söyleşi yaparken sanki yıllardan beri burada yaşıyor hatta buranın insanı hissini veriyorsunuz. Evet, sanat yaşamınıza nerede, nasıl ve kaç yaşında başladınız?

Vladimir Lungu
Kararlı sanat yaşamıma Moldova’nın Kişnev şehrinde başladım. Kararlı diyorum çünkü babam müzisyen olmamı çok arzu ediyordu. Babamın daha önceki eşinden iki çocuğu da başarılı müzisyendi, ben ikinci evliliğinden olan çocuklarıydım ve benim de muhakkak müzisyen olmamı istiyordu. 5 yaşında müziğe karşı kabiliyetimi tespit için büyük bir heyecanla müzik kulağıma baktılar, ancak hüsrandı. Bu çocuktan müzisyen olmaz, kabiliyeti yok demişlerdi. Ama babam ve ben bu işi başaracağıma inanıyorduk, kararlıydık Bir yıl boyunca kulağımı geliştirecek dersler almıştım, küçük yaşta içimde başarma inancı vardı. Ve başarmıştım, 6 yaşında keman bölümüne girdim. İlk okulda 7 sene keman eğitimime devam ettim. Ancak sonrasında öğretmenim değişti. Yeni öğretmenime alışamamıştım, aynı bölümde devam etmem benim için zordu artık Bölüm değiştirerek müzikolojiye geçmiştim.
Okulumuz bizleri ara sıra Kişnev Operasına götürüyor burada operayı ve eserlerini tanıyorduk Ben sanata aşık olmuştum, şanı çok sevmiştim. Sahnede onları dinlerken kalbim onlarla beraber çarpıyor, sanki ben de sahnedeymişim duygusunu yaşıyordum. Lider olmayı belki çok insan ister, bende opera orkestrası şeflerinin herkesi yönetmesinden çok etkilenmiştim. Çok etkileyici ve zor bir hedefti. Şef olmaya karar vermiştim fakat yaşadığım şehirde bu eğitim verilmiyordu. Bende bir süre müzikolojideki eğitimime devam ederek, şeflik duygumu sıkça operaya giderek gidermeye çalışıyordum. Bir şekilde şeflik eğitimini almam gerekiyordu, biliyordum ki bu işi başaracaktım. Ülke değiştirmeye karar vererek Romanyanın Cluj-Napoca kentinde koro ve orkestra şefiği bölümüne girdim. Burada sekiz sene eğitim görerek, mastırımı da tamamladım. Müziğe karşı inatçı olmam bana hayal ettiğim başarıyı getirmişti. Kapından atmışlardı ben tekrar bacadan girmiştim. Uzun bir yoldu ama başarmıştım.

Sevgili Lungu sizi kararlılığınızdan dolayı kutluyoruz. Her işte inanmanın ve kararlı olmanın önemini bize kendi yaşam tecrübenizle anlattınız. Peki hayalinizdeki şefliğe ulaştıktan sonra yönettiğiniz ilk eser hangisiydi?Mastınmı yaparken asistan şeflik yapıyordum, buradaki ilk eserim Don Pasquale idi. İlk eserimi yönetmemle dikkatler üzerime toplanmış olumlu kritikler almıştım. Artık beni daha geniş bir kitle tanımaya başlamıştı. Bir yandan da sanat adına yeni bir şeyler yapmak büyük topluluklarla paylaşmak istiyordum. Ve Pop Caz korosu kurmuştum. Bu bir ilkti artık dünyanın anahtarı elimizdeydi. Festivaller bizi davet etmeye başlamıştı, başarımız dikkat çekmişti. Şef olarak artık tanınan biriydim.

Mersinli sanatseverlerin sizlere vermiş olduğu enerjiyi nasıl buluyorsunuz?
Güneşin önemli bir faktör oynadığını görüyorum. Burada insanlar çok içten ve samimi. Akdeniz’in geniş ufku da insanların hayata daha geniş bakmasına sebep oluyor. Denize bakarken geniş bir açıyla bakanlar bizleri de dinlerken bu açı ve sıcaklıkla bizleri dinliyor. Tepkilerini çok net belli ediyorlar. Gerektiğinde ateşli gerektiğinde ise sakin, izledikleri, dinledikleri eserlerde bizlerle beraber hissederek esere dahil oluyorlar bizleri de motive ediyorlar. Bu sanatçı için özel olan bir durumdur. Hepimiz bu enerjinin seyircilerimiz tarafından bize yansıtılmasından çok mutluyuz.

Daha önce yaşadığız Cluj-Napoca ile Mersin arasında size göre farklılıklar nelerdir? Mersin Opera ve Bahsindeki sanatçı ortamını nasıl buluyorsunuz?
Buradaki en büyük fark deniz, palmiyeler ve bol güneştir. Onun dışında opera içerisinde tüm müzik dünyalarıyla aynı olan bir yaşam tarzı var. Herkes sanat adına sevdiği işi yapmakta kendini geliştirmektedir. Buradaki dünyada mutluluk oranı oldukça yüksektir. Kişilik olarak ve sanatçı olarak profesyonel kişilerin bulunduğu bu atmosferi çok seviyorum. Operamızdaki ortamın bir aile ortamını yansıttığını düşünmekteyim. Burada şef olarak görev yapmak bana onur veriyor. Görev içindeki sanatçı arkadaşlarımla dışarıda bir aile gibi bir çok şeyi paylaşıyoruz. Hayatin, güncelliğini gerektiği gibi yaşıyor kimi zaman üzüntüyü kimi zaman da sevinci paylaşıyoruz. Dışarıda yaşadığımız bu dostluğumuz işimizdeki disiplini asla etkilemiyor. Bu ayrımı bizler çok iyi yapıyoruz.

Mümkün olduğu takdirde burada yaşamınızı sürdürmek istermisiniz?

Vladimir Lungu 1

Hayatta her insanın bir yeri var. Eğer kaderim bana burada yaşamamı söylerse, seve seve yaşamak isterim. Sanki burada doğdum buranın insanıyım. Evet inanın bazen bu şekilde düşünüyorum. Diyorum ben herhalde uzun yıllardan beridir burada yaşıyorum. İnsan adeta bir ağaç gibi ne kadar uzun bir yerde yaşarsa oraya yaşam köklerini salıyor. Eğer oradaki yaşam sana uygunsa o zaman bu daha da kuvvetleniyor. Ve sonra başka bir yere gitmek imkansızlaşıyor. Bu değerli toprak ve insanların arasında ben bir ağaç isem, huş ağacı olarak kendime burada sahildeki palmiyelerin arasında uygun bir yaşam yeri bulduğumu düşünüyorum. İşte tam bu bulunduğum noktadan Akdenizin geniş ufkuyla geleceğimi izleyebiliyor ve içimde bunun huzurunu yaşıyorum.

En sevdiğiniz eser hangisidir ?

İnanın hepsi benim için aynı. Yönettiğim eserleri adeta yaşıyorum. Mesela İstanbulname’de Türk oluyorum, Binbirgece balesinde hayalde yaşıyorum, La traviata’da dramatik hayatı yaşıyorum. Eserin başından sonuna kendimi o dönemin parçasıymış gibi görüyorum, adeta kendimden geçiyorum. Ben o zaman tünelinden geçip o anı yaşamaya başladığımda, kendimle beraber ilk önce sanatçı arkadaşlarımı sonra da seyircilerimizin bizlerle beraberliğini görüyorum. İşime aşık olduğumu düşünüyorum. Konsantre olmam da bunu kolaylaştırıyor. Ama sonuç olarak seyirciden aldığınız enerji size her zaman yön veriyor.

AKOB DERGİSİ 1.SAYI 8-9.SAYFA

scroll to top