YARASA OPERETİ ÜZERİNE KENAN KORBEK İLE SÖYLEŞİ

Kenan-Korbek-1.jpg

Günümüze uyarlanması ya da şimdinin okuması ile
“Yarasa Opereti” üzerineYarasa Opereti 1
Sahne sanatları için temel yanılsamalardan biri de önceden gösterimi gerçekleşen yapıtın sonrasıyla aynı olduğunun düşünülmesidir. Oysa ki sahnenin anlam birimciklerini oluşturan temel faktörler içerisinde reji farkı olmazsa olmaz yer almakta. Buna paralel kostüm, dekor, ışık tasarımıyla onu yapanın da oyuna katılıyor olması gerçeği göz ardı edilmemeli Hal böyle olunca her yeniden sahnelemenin öncesiyle aynı olmadığını rahatlıkla söylemeliyiz. Fakat asıl önemlisi, özellikle klasiklerin içinde taşıdığı sorun; izleyicinin sosyokültürel ve sosyopsikolojik olarak farklılaşmış olmasıdır. Bu yüzden günümüze uyarlanmayı bekleyen onlarca yapıt yaratıcı rejisörünü beklemektedir.
Gösterildiği tüm ülkelerde kapalı gişe oynayan, operet türünün baş yapıtı olarak gösterilen, Johann Strauss’un (oğul) ölümsüz eseri “Yarasa” opereti geçtiğimiz günlerde Mersinli opera izleyicisiyle buluştu. Aydın Gün’ün eşsiz çevirisiyle, rejisörlüğünü Kenan Korbek’in yaptığı, Vladimir Lungu yönetiminde sahnelenen eserin; koro şefi Zdravko Lazarov, dekor tasarımı Seyhan Atamer, kostüm tasarımı Çimen Somuncuoğlu, ışık tasarımı Ahmet Defne, koreografı Neslihan Öztürk’e ait. Dünya prömiyeri 05 Nisan I874’de Viyana’da gerçekleşen “Yarasa Opereti”, zamanının toplumsal değer yitimini hicvetmekle birlikte, librettosunun gücü, ele aldığı aldatma, intikam, kılık değiştirme gibi dramaturjik yapısıyla şimdiyi de kapsamaktadır. Eserin kendi zamanını aşan bu başarısını; “Belki yüzyıldan beri beş kıtayı büyüleyen şey, gerçeğin bir çok kez inkar edilmesidir burada; ve belki metni zaman ötesine taşıyan husus bu inkar olup, “modem tanımına hak kazanan da budur, yani, “büyük bir kentin hemen yanmasında” herkesi kapsayan bir hayat yalanı” şeklinde açıklar Hans Weigel. **
Yarasa Opereti’nin Türkiye Prömiyeri 1934 yılında Eski Fransız tiyatrosunda Cemal Reşit Rey veya Hasan Ferit Alnar yönetiminde gerçekleşmiştir.
Yeniliğe açık olabilen yapısıyla ‘Yarasa Opereti” üzerinden, yeniden opera okumalarını ve opera eserlerinin çağdaş uyarlamalarını, Mersin Devlet Opera ve Balesi solist sanatçısı, Rejisör Kenan Korbek’e sorduk.

“Yarasa Opereti’ kentimizde ve ulusal basında oldukça yer buldu. Üzerine pek çok şey söylendi. Kostüm ve dekorun başarısından öteye, döner platformun sahne trafiğinin ustaca yönetildiği, kurgulandığı konuşuldu. Öncelikle bu konuda neler söylemek istersiniz?
Daha önce başka röportajlarımda da belirttiğim gibi Yarasa Opereti rejisörlerin ve hatta opera yönetimlerinin de zaman zaman sahnelemekten çekindiği bir eserdir. Operet tarzına dahil edilen bu eser operatik müzikal yapısıyla seyirciyi şaşırtabilir. Emmerich Kalman ya da Franz Lehar yaratısı operetlerin bir benzeriyle karşılaşma düşüncesiyle salona giren seyirci aynı hafifliği ve tempoyu bulamayınca hoşnutsuz olabilir. Çekince bundandır… Yarasa elbette ki olağanüstü müzikal ve dramaturjik yapısıyla eşsiz güzellikte bir eser. Biz bu çekinceyi ortadan kaldırmak adına müzikte ve metinde tempoyu yavaşlattığını düşündüğümüz bazı bölümleri çıkardık, tabii ki özüne zarar vermeden. Kostüm ve reji anlayışını günümüze getirerek seyirciye daha yakın olmak istedik Dekorda da döner platform mantığıyla mekanlara hareketlilik getirip seyir zevkini arttırmayı planladık.

Şüphesiz teknik imkanlarla bir çok iş yaratılabilinir. Yakınlaşan dünyada internet ve uydu üzerinden başka opera ve baleleri izleme şansımız da var. Sahne imkanları ortaya koydukları eserlere bire bir yansıyor. Bir rejisör olarak sizin gözlemleriniz nelerdir? Teknik ve başka olanakların size yettiğini söyleyebilir misiniz?
Teknik olanaklar tamamen bütçeyle ilgili bir durumdur ve paranız ölçüsünde belli bir sınırı yoktur. Yani paranız nerede bitiyorsa teknik imkanlarınız da orada biter. Avrupa’da bu sanat sadece teknik değil pek çok konuda farklı bakış açıları ve politikalarla sürdürüldüğü için tabii ciddi farklar var aramızda… Ama bizim yapmamız gereken ülkemizin şartlarını öncelikli olarak göz önünde bulundurup, geliştirmeye çalışmaktır.Yarasa Opereti 2

Tasavvuf dünyasında deyim var. “Marifet iltifata tabidir.” Bu düşüncelerden yola çıkarak Mersin’de opera izleyicisi hakkındaki düşüncelerinizi almak isterim.
Kuruluşundan bu yana daima destek olmuştur Mersinliler Mersin Devlet Opera ve Balesine… Gerek şahsen gerekse oluşturdukları sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla manevi ve maddi desteklerini esirgememişlerdir. Zaten bu sıkı bağlar sayesinde Mersin Devlet Opera ve Balesi, Mersin’in birinci derecedeki sanat merkezi olmasının ötesinde, bu şehrin vazgeçilmez bir parçası olmuş, başka bir deyişle Mersin’e mal olmuştur.

Değerli zamanınızı bizlere ayırdığınız için teşekkür ederiz. Sizlerle bu kent daha yaşanılır değere yükseliyor. Çok yaşasın opera…
Bana köşenizde bir yer ayırdığınız için ben teşekkür ederim. Sanat, fertleri ve dolayısıyla toplumları yücelten, olgunlaştıran bir faktördür. Sahneden yükselen farklı renklerdeki, farklı tınılardaki sesler birbiriyle uyuşup nasıl bir armoni oluşturabiliyorsa o sesleri yükseltenler ve tabii o sesleri dinleyenlerde salondan ayrıldıklarında, ilişkilerinde nasıl daha hoşgörülü olabileceklerini ya da toplumca birbirimizle nasıl daha bir uyum içinde yaşayabileceğimizi kendi içinde sorgulamalıdır diye düşünüyorum.

* Kenan Korbek 1966 İstanbul Doğumlu. 1984 yılında Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuarı şan-opera bölümünü kazandı. 1990 yılında mezun olduktan sonra Aydın Gün ile opera rejisörlüğü üzerine iki yıl master yaptı. Sahnelediği eserlerden bazıları; Satılmış Nişanlı, Cavalleria Rusticana, II Trovatore, La Bohame, Gianni Schicchi, Luisa Miller, Tosça, Yarasa’dır.
** Hans Weigel (1908-1991) Avusturyalı Yazar ve eleştirmen (Mersin Devlet Opera ve Balesi Yayınları “Yarasa” kitapçığından alıntılanmıştır. Çeviren Mehmet Ergüven)

AKOB DERGİSİ 1.SAYI 10-11.SAYFA

scroll to top