MERSİN “İŞTE BÖYLE BİR ŞEY!”

Vahap-Kokulu1.jpg

Sevgili AKOB Dostları
12.11.2014 Çarşamba günü akşamı, Türkiye-Brezilya maçının 4-0 Türkiye’nin mağlubiyeti ile devam etmekte olduğu saatlerde, MÜ-ODAMER Yenişehir Yerleşkesi’ndeki Devlet Konservatuvarı Konser Salonu’nda, Cem Mansur yönetimindeki Akademik Oda Orkestrası ile, Viyana’da 20. Yüzyıl Orkestrası’nın konzertmeisterliğini de yapmış olan Keman sanatçısı Tayfun Bozok, Necdet Koyutürk’ün bundan 71 sene önce bestelediği “Papatya” tangosunu “bis” parçası olarak çalıyordu.
Konser Atatürk Haftası Etkinliğinin bir parçası idi. Papatya tangosu dinlenirken, Atatürk’ün bir gelinle “tango” yapışının siyah beyaz fotoğraf karesi her izleyicinin yüreğinde canlanıyordu…
Yanımda Ömer Özgen ve Ahmet Yorgun oturuyordu. Mersin’in iftiharı genç keman sanatçımız Hasan Gökçe Yorgun’un babası.
Salonu dolduranlar, MÜ Konservatuvar ailesi, MÜ bir kısım hocaları, AKOB ve Sankulüp üyeleri idi. Arka sıralardaki boşluklardan rahatsız oldum.
Şef Cem Mansur, konser programındaki Astor Piazzola’nın muhteşem Buenos Aires sıcaklığında bestelenmiş harika tangolarının 10 parçasını seslendirmeden önce biz izleyicilere kısa bir bilgilendirme konuşması yaptı. Seslendirilen parçalardan birisi “Buenos Aires’te dört mevsim” adlı idi ve Vivaldi’ye nazire olarak bestelenmişti.
Muhteşem konser salonunun en ön sırası alışılageldiği gibi “protokol”a ayrılmıştı. Kimse gelmeyince (!) konser salonu merdivenlerinden pıtır pıtır seslerle koşar adım o koltuklara koşan konservatuvar yarı zamanlı enstrüman eğitimi gören 10-12 yaş arasındaki çocukların gözlerinde Türkiye’nin geleceğinin aydınlığını gördüm.
Dünyaca ünlü orkestra şefimiz Cem Mansur’u ve 71 yaşında vefat etmiş Astor Piazzola’yı konser salonunda yer alan Kodallı Güzel Sanatlar Lisesi bir kısım öğrencilerinin ve konservatuvar öğrencilerinin tanımış olması yine ülkemizin geleceği anlamında sevindirici bir görüntü idi. Emekler boşa gitmiyordu.
Ve Kemal Rastgeldi… Kemal Bey Soli’de komşuları Suriyeli bir aileyi konsere davet etmişti. Konserden çıkarken Suriyeli anne çocuklarına Arapça seslendi. Kulak verdim. Tercümesi şu idi: “Çocuklar biz bu Türkiye’den ayrılmayalım ”
Konser çıkışında Kemal Rastgeldi, misafirleri Suriyeli aile ve konservatuvar öğrencileri ile bir Mezitli dolmuşuna bindik. Hepimiz dolmuşu “full” etmiştik.
Minibüsün radyosu sonuna kadar açıktı ve İbrahim Tatlıses çığırıyordu.
Kemal Bey Suriyeli anneye İngilizce seslendi: “Bu türküyü söyleyen var ya; o benim hemşehrim”.
Türkiye Brezilya maçında mağlubiyet hüznü devam ederken, aynı saatlerde Yenişehir Kültür Merkezi’nin 1500 kişilik konser salonundaki yüzlerce davetli Pop sanatçısı “Bengü” nün son CD ‘sinin hareketli, oynak şarkılarını dinlemekteydi. Narenciye Festivalimiz başlıyordu…
Bu Mersin, “işte böyle bir şey!”
Sevgi ve muhabbetle…A.Vahap Kokulu

scroll to top