TİMURLENK (TAMERLANO) OPERASI LOS ANGELES’TE

tamerlano-1.jpg

Ömer Eğecioğlu (Santa Barbara, CA, ABD)

  Dorothy Chandler PavilionLos Angeles Opera’nın 1964’ten beri evi olan Dorothy Chandler Pavillion
2009’un Kasım ayında Los Angeles Opera’nın ilk kez sahneye koyduğu Tamerlano’nun premiyerine gitme şansım oldu. Beyazıd rolünde ünlü tenor Plâcido Domingo vardı. Domingo 2000 sezonundan bu yana aynı zamanda Los Angeles Opera’nın genel direktörlüğünü de sürdürüyor.
Tenor Plâcido Domingo sadece sahneye çıkması ile bile yarattığı atmosfer ile anında operanın odak noktası olduğu gibi diğer karakterleri de sanki bir mıknatıs gibi bir araya getirip tutan bir güç yaratıyordu. 69 yaşındaki bu usta tenorun söylemediği başrol herhalde yoktur. Hatta artık bariton olarak söylediği birkaç opera da var. Verdi’nin Simon Boccanegra’sı gibi. İnsan normal olarak biraz endişelenip ‘Acaba bu yaşta da sesi iyi midir?” diye düşünmekten kendini alamıyor. Ben Andres Segovia’nın son senelerinde bir dinletisine gitmiştim, pek kulağımda olan genç Andres Segovia gibi çalmadığı için hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim. Ama böyle bir hayal kırıklığına uğramak bir yana, Domingo tek kelimeyle muhteşem. Kendisini Beyazıd rolünde dinlemek hatta sadece 3. perdenin sonundaki intihar sahnesindeki performansını dinlemek için bile bu operaya gitmeye değerdi. Handel’in müziği bu intihar sahnesinde müthiş bir trajik güce erişiyor. Beyazıd son nefesini verirken orkestra yavaş yavaş kaybolan nabzını taklit eden tekrarlı notalarla ölümünü dile getiriyor. Özet olarak Timurlenk’in Los Angeles premiyerinde hem Handel’in müziği hem de müziğin icrası muhteşemdi.
LA Opera’nın Timurlenk artist kadrosu şöyleydi:
Timurlenk, Bejun Mehta (kontrtenor),
Beyazıd, Plâcido Domingo (tenor),
Asteria, Sarah Coburn (soprano),
Andronico, Patricia Bardon (mezo soprano),
İrene, Jennifer Holloway (mezo soprano),
Leone, Ryan McKinny (bas bariton).
Tamerlano’da dikkati çeken özellikle minör anahtarlarda yazılmış olan aryalann çokluğu.
I. perdede Timurlenk’in çekici aryaları “Vuö darpace”ve “Dammipace”, Andronico’nun aşk şarkısı “Bella Astria”, Asteria’nın “S’ei non mi vuol amar”, ve bu perdenin sonunda Andronico’nun harika aryası “Benche mi sprezzi” yer alıyor. 2. perdede Irene’nin hisli “Par che mi nasca seno”, Andronico’nun gösterişli aryası “Piu d’una Tigre altero” ve Bayezid’in aryası “No, no II tuo sdegn mi placö” çok güzeldi. Operanın 3. perdesi Asteria’nin harika aryası “Cor di Padre” ile başlıyor. Timurlenk’in ses hünerini gerçekten gösterme fırsatını bulduğu arya “A dispetto d’un volto ingrato” ile devam ediyor. Asteria ve Andronico’nun söylediği düet “Vivo in te mio caro bene” Asteria’nın acıklı aryası “Folle sei” ve perdenin sonunda da Beyazıd’ın aryası “Figlia mia” var.
LA Opera orkestrası modern enstrümanlarla çalıyordu. Kemanlar Dorothy Chandler Pavillion’un büyüklüğü göz önüne alınarak takviye edilmiş, iki harpsikorda ek olarak theorbo olarak bilinen iki dev lavta eklenmişti. Orkestra ve orkestra şefi William Lacey çok başarılı, salonda balkona kadar gelen müzik pırıl pırıldı.
LA Opera’nın Timurienk’inde Plâcido Domingo ve müzik mükemmeldi ama her şey de mükemmeldi diyemeyeceğim. Herhalde post – modem opera anlayışının sonucu olsa gerek direktör Chas Rader – Shieber’in aklına Timurlenk ve Beyazıd’ı zaman ve mekan değişiklikleri ile Kafkamsı bir yere taşımak gelmiş. Evet, Beyazıd ve Asteria’nın giysilerinin Topkapı müzesinde sergilenen Osmanlı kaftanlanndan bir farkı yoktu ama Timurlenk ve diğer bütün karakterler siyah elbise ve kravat ile 20. yüzyıl giysileri ile donanmışlardı! Neden mi? Bunu ancak tahmin edebilirim: herhalde 21. yüzyıl dinleyicisi için ilginç olsun diye, bir de direktörün ne kadar “vision” sahibi birisi olduğunu görelim diye olacak Bana kalsa bu operaya 15. yüzyıl dekoru çok daha fazla yakışırdı. Timurlenk’in zulmünü anlamamız için biraz tarih bilgisi ve Handel yeterli, ek olarak nazileri, Kafka’yı falan katmak gerekmiyor. İzah edeyim.

Placido Domingo
Birinci perdede karşımıza çıkan dekor üçgen bir yer planı üzerine kurulmuştu. Yer yalın siyah parlak bir materyalle kaplı, galiba muşamba, belki de marley – arka duvarda iki kapı, sağ arkada portatif poker masalarını andıran bir masa, ve iki tane katlanabilir cinsten metal iskemle. Sahnenin solunda yerlere atılmış, bazılarının sayfalan cildinden ayrılmış durumda bir yığın kitap. Sol arkada yerde bir mahzen girişinin kan kırmızı ışıkla aydınlatılmış yeraltına doğru açılan birkaç basamağı. Herhalde, diyoruz, Beyazıd yeraltında bu zindanda olmalı. Sağ tarafımızda dışarıya açılıyor gibi görünen, ne zaman açıIsa sahneyi parlak bir ışığa boğan bir kapı daha. Birde bizim mahalle bekçilerinin eskiden giydikleri kaba kahverengi kalın kumaştan yapılmış üniformalara benzeyen giysileri ile yarı bekçi yarı nazı subayı görünümlü birkaç asker.
İkinci perdede arkadaki duvar, kitaplar, poker masası ve mahzen yolu kaybolmuştu ama bunun yerine bir uçtan bir uca arkaların seyirciye dönmüş duran bu sefer sayıları bir düzineye çıkmış bekçi – nazi yer alıyordu, Sahnenin ortasına yerleştirilmiş tekerlekli karyola şeklindeki platformu görünce bir an ikinci bir perdede Timurlenk ile Beyazıd arası bir boks maçının yer alıp almayacağı – her ne kadar mantık dışı bir düşünce olsa da post-modern’de her şey mümkün diyerek – aklıma gelmedi değil. Neyse ki platformun üzerine bir zaman sonra taşınan iki koltuk, burasının Timurlenk ve eşi yapmak istediği Asteria’nın tahtı olarak kullanılacağını belirtti de rahat ettim.
Üçüncü perdede bekçi – nazilerin sayısı azalmış, yerleri de değişmişti. Bu sefer de sahnenin geri planında dişçi koltuğunu andıran bir alet görünce – mantıksız ama elimde değil -bilmem görmüşmüsünüzdür – The Little Shop ofHorrors adlı, hani sinema adaptasyonunda Jack Nicholson’un çılgın dişçiyi oynadığı oyun var ya – o geldi. Acaba aşırı sürrealist de olsa, bu operaya efekt olsun diye katılıp katılmamış olacağını düşündüm. Neyse ki bunda da yanılmışım. Sonradan bu koltuğun derin bir varoluşsal anlamı olmayan alelade bir koltuk olduğu ortaya çıktı. Kısacası LA Opera’nın Tameıiano’su sahneye konuluşundaki tuhaflıklar nedeni ile değil de bu tuhaflıklara rağmen güzeldi.
Tameıiano’yu bütün Handel hatta bütün opera severlere tavsiye ederim. Piyasada bildiğim kadarıyla sadece tek bir kaydı var, Orchestra ofPatras, George Pertou yönetiminde, Timurlenk’! kontrtenor Nicholas Spanos, Beyazıd’ı ise bariton Tassis Christoyannis seslendiriyor. 3 CD’lik bu kayıt periyod enstrümanlarla çalınıyor.
Bu topluluğun genel ses kalitesi LA Opera’nın icrasına erişecek bir düzeyde değil, ama yine de edinmeye değer. Halkın nabzına göre şerbet vermeyi bilen, pratik, aynı zamanda da toplumun müzik zevkini yazdığı kaliteli yapıtlarla sürekli yönlendirip yükseltebilen, aralarında sopranolar, tenorler ve kontrtenorler olmak üzere zamanın en ünlü sanatçıları ile birlikte çalışmış bir usta Handel. Kendisi Londra’da yaşayan, İtalyan operaları yazan bir Alman olarak herhalde zamanının en kozmopolitan bestecilerindendi. Üstelik büyük besteciler arasında da Handel gibi zengin olarak ölmüş çok sayıda isim de yok.
Handel’in 1704 -1741 arasında yazdığı 41 operadan günümüze gelmiş olanların sayısı 39. Bu operalarının büyük bir kısmı saray aristokratları değil de Londra dinleyicisi için bestelenmiş; çoğunun icra edildiği yer de Handel’in Londra’daki ekmek kapısı, Haymarket’teki King’s Theatre.
Handel’in 1724’te bestelediği Timurlenk 1402 yılında Bursa’da geçiyor. Osmanlı’ların yenilgisiyle sonuçlanan Ankara muharebesinden sonra Timurlenk’e esir düşen Yıldırım Beyazıd’ın dramını konu alan operada kimine göre yüzüğündeki zehri içerek intihar eden Beyazıd asalet, şeref, gurur gibi duyguların sembolü, Timurlenk ise aşırı zalim bir hükümdar olarak gösteriliyor. Osmanlı’nın batı tarafından pozitif bir ışıkta gösterildiği tek opera bu değil elbette, örneğin Mozart’in Saraydan Kız Kaçırma ‘sındaki Selim Paşa da böyle bir karakter.
Timurlenk’deki karakterler ve 31 Ekim 1724 tarihinde King’s Theatre ‘daki ilk icrasında rol alanlar şöyle:
Timurlenk, Tatar hükümdarı, A. Pacini (alto kastrat),
Beyazıd, Türk Sultanı, Timurlenk’e esir, F. Borosini (tenor),
Asteria, Bayezid’in kızı, Andronico’ya aşık, F. Cuzzoni (soprano), Andronico, Yunan prens, Timurlenk’in arkadaşı, Senesino (mezo soprano kastrat),
İrene, Trabzon prensesi, Timurlenk’in sözlüsü, A. Dotti (konralto),
Leone, irene’nin arkadaşı, C. Boschi (bas). Beyazıd rolü zamanın ünlü tenoru Borosini için yazılmış. İlk önemli tenor rolünü operaya kazandıran opera olarak da biliniyor Timurlenk Timurlenk’de iki tane kastrat var. Kötü adam Timurlenk ve Andronico. Timurlenk işkencesini tehditlerle yapan bir zalim bir imparator, Andronico ise Timurlenk’e sadakati ve Asteha’ya olan aşkı arasında kalmış sempatik sayılabilecek bir karakter. Bugünkü dinleyiciler için kahramanların, generallerin, hatta Jül Sezar, Büyük İskender gibi rollerin kastratlara verilmiş olması kolay anlaşılır bir şey değil. Ama kastratlar Handel’in zamanında halk tarafından sevilen sanatçılardı. Handel halkı operaya çekebilmek için baş rollerini hünerli kastratlar için yazmaktan çekinmedi. Bunun ne kadar etkili olabileceğini Tamerlano’nun 3. perdesinde Timurlenk’in aryası “A dispetto d’un volto ingrato” biraz olsun açıklıyor sanırım. Handel’in kullandığı libretto orijinalini Agostino Piovene’nin yazdığı ama adaptasyonu Nicola Haym tarafından yapılmış olan Tamerlano, Tragedia per Musica. Operanın bütünü, 3-21 Temmuz 1724 tarihleri arasında, Handel’in diğer iki operası Jül Sezar Mısır’da ve Rodelinda arasında sadece 3 haftada bestelenmiş. Handel’in operaya sonradan yaptığı birkaç değişiklik de olmuş. Örneğin orijinal şeklinde sahne arkasında yer alan Beyazıd’ın intiharı, sonraki şeklinde sahneye taşınmış. Handel aynı zamanda Timurlenk ve İrene’nin intihar sahnesinden sonra söylediği bir düeti de çıkararak, operayı Beyazıd’ın intiharından sonra kısa bir toparlama ile bitirmiş. Bunun nedeni operanın hem öykü hem de müzik olarak doruk noktasının Beyazıd’ın intihar sahnesi olması ve bu sahnenin arkasından gelecek ne olursa olsun yaratacağı boşluk. Handel sadece büyük bir besteci değil, aynı zamanda da dramatik anlayışı, çağının çok ilerisinde olan bir sahne ustası.
Kaynakça
1- George Frederic Handel, Tamerlano, Dramma per musica in tre atti, HWV18, Klavierauszug, Barenreiter, Kassel, 2001.
2- Winton Dean, Handel and the Opera Seria, University ofCalifornia Press, Berkeley, 1969.
3- LA Opera Performances Magazine, Los Angeles, Kasım 2009.

AKOB DERGİSİ SAYI 1 SAYFA 4-5

scroll to top